taşın hikayesi

2009-04-13 14:35:00

 Tasin Hikayesi Genc bir Yonetici, yeni Jaguari icinde kurulmus, biraz da hizlica, bir mahalleden geciyordu. Park etmis arabalarin arasindan yola firlayan bir cocuk olabilir dusuncesiyle dikkatini daha cok yol kenarina vermisti. Bir seyin yola firladigini gorunce hemen fren yapti ama araci durana kadar gecen mesafede yola cocuk firlamadi. Bunun yerine, yepyeni arabasinin yan kapisina buyukce bir tas carpti. Adam hizlica frene yuklendi ve tasin firlatildigi bosluga dogru geri geri gitti.Sinirlenmis olan genc adam arabasindan firladi ve tasi atan cocugu kaptigi gibi yakinda park etmis olan bir arabanin govdesine sIkistirdi. Bunu yaparken de bagiriyordu : Sen ne yaptigini saniyorsun serseri? Bu yaptigin ne demek oluyor? O gordugun yepyeni ve pahali bir araba ve attigin o tasin mahvettigi yeri duzelttirmek icin kaportaciya bir suru para odemek zorunda kalacagim. Neden yaptin bunu ?”Kucuk cocuk uzgun ve suclu bir tavir icindeydi. “Lutfen, amca, lutfen kizmayin. Ben cok uzgunum ama baska ne yapabilirdim, bilemedim. Tasi attim cunku isaret etmeme ragmen diger arabalar durmadi. Cocuk, gozlerinden suzulen yaslari elinin tersiyle silerek park etmis bir aracin arkasina isaret etti. “abim orada. Yokustan asagi yuvarlandi ve tekerlekli sandalyesinden dustu ve ben onu kaldiramiyorum.”Cocugun simdi hickiriklardan omuzlari sarsiliyordu ve saskin adama sordu : “Onu kaldirip tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilir misiniz? Sanirim abim yaralandi ve benim icin cok agir.Ne diyecegini bilemez halde, genc yonetici bogazindaki dugumden yutkunarak kurtulmaya calisti. Yerde yatan sakat cocugu kaldirip tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve utulu mendilini cikartip, cesitli yerlerinde olusmus ve kanayan yara ve siyriklari dikkatlice silmeye calisti.Bir seyler soyleyemeyecek kadar duygulanmis olan genc adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavas yavas uzaklasan cocugun ardindan bakakaldi. Jaguar marka arabasina geri donusu ... Devamı

hayat bir uçurumdu bizse hayal...

2009-04-06 15:37:00

 hayat bir uçurumdu çok yükseklerde olan kayalıklardan oluşan okyanusun ortasında oaln bir uçurumdu.uçuruma gitmekde zordu,o uçurumdan kendini bırakmakta br okadar zordu.masmavi okyanus ve oluşumuna akıl sır ermeyen taş yıgınları. hayat dedigimiz serüven bu kadar kısayken ,bu hayattan vazgeçmek neden bukadar kolay... belki de yaşanılası hayatların yok olması... yaşanan ihanetler ,yok edilişler,boyun büküklükleri belki de belki de...okadar çok şey var ki hayattan vazgeçmeyi saglayan ,birde ölmeyi kafaya koymuşsak;ölümde bir okadar yakın...herşeyi bırakıp gitmek,ölümde bir okadar yakın...harşeyi bırakıp gitmek;sevdiklerimizi,sevmediklerimizi,hatta güneşi,sabahı,geceyi,dolunayı,,, herşeyi ama herşeyi bırakıp gitmek bukadar kolaymı acaba!ya asla vazgeçemem dediklerimiz ,onsuz olmaz ,dünyaları yakar yok ederim dediklerimiz.o sözlerimize,kurdugumuz cümlelere ne oldu?unuttuk mu?o cümleleri ya da unutturdular mı?keşke herşey söz de kalmasaydı özümüzde yaşayabilseydik.şimdi deriz ki 'evet söz verdik ama olmadı ,yapamadım'deriz.ama vazgeçmek bu kadar kolay olmamalı...umutla,hasretle merakla beklemeliyiz ulaşmayı hayal ettigimiz günlere. hani o YAŞANILASI günlere...o kadar çok sebeb yaratılabilirki hayatta kalmamız için herşeyi herkesi bırak,gün batımını izlemek,günün doğuşunu yaşamak için bu hayatta var olmaya deger. hayatta ne hayaller kurduk,belki umut ışıgımız söndü,belki bahar olduk belki de güz.belki en canım dedigimiz canımızı dagladı ama bunlarda ölmemiz için sebeb degil.bizi yaratana itaatimiz var,kulluk borcumuz var bunlara ne olcak!evet hayat belki bizi sıktı ama ya irademiz mücadelemiz,ne olcak!onun için iyisimi yaşama geri dönelim ve en mutlu anları yaşamak için bir nefes alıp etrafımızdaki o g&uu... Devamı

titrek bir alevin kollarındayım

2009-04-10 15:34:00

İçimdeki resme adresi meçhul mektuplar yolladımHer sayfasına yar solmuş gül yaprakları sakladımSuçlu bir maziydi dertlerim kanarken ben ağladımSensizliğin yorgun sokaklarında seni seni aradım.Perçemi mutluluğa yasak acıların kentlerindeyimYeminler ettim seni yaşamaya cennettir gözlerinVarlığının gül bahçelerinde neyleyim sensizsem Aşkın fasıllarındayım ben her kadehte seni içerimSöylenmemiş şarkılar ezberimde zerrelerimde senSızılarla tükenen bir ömrün ahire yolcusuyum benAyazda yüreğim özlemi şerbetçe içerken her demTitrek bir alevin kollarındayım mevsimler geçerken.Küskün baharlar birikti şiirlerimde dalgalar hırçınBir can büyüttüm içimde kimi barışık kimi dargınHer alev kendini yakarmış bendeki sönmez yangınYoksul umutlar diyarındayım aşk en büyük şanım.Varsın dertli yazsın kalem hüzün damlasın ucundanKarlar yağsın mevsimsiz güller kanasın ah kahrındanSıradağlar yol olur çöller denizlerce çağlar bir tanemBir sevda destanısın sen yüreğimde aşk ismindir inan.... Devamı

gece yarısına an kala

2009-04-07 15:36:00

"SENİ"…Paramparça, yerlebir olmuş tüm yaşanmışlıkların altına..."SENİ"…Senden önceki,gidişinden sonraki tanımadığım günlere GÖMDÜM..!-Gece Yarısına "an" kala...Artık buralarda durmanın verdiği yorgunluk ağırlaştırıyor bedenimi…Gitmeliyim bu şehirden ve kendimden…Kaçmalıyım uzaklara, eşgalimi kimse görmeden...Ayak izlerimi görmemeli…Bilmemeli kimse neden gittiğimi...Ve hiç kimse sormamalı beni, kimseden...Ne gece, ne ay, ne de parlayan yıldızlar ve de bir başkası...BİLMEMELİ...!-Gece yarısına "an" kala...Harap olan hayallerimi unutmalıyım…Yitik düşlerimi savurarak gökyüzüne...Sıkarak dişimi, dilimi kana bulamadan...Bir çocuk masumiyetiyle yeniden doğarak…Ve neden ağladığını bilmeden...Sessizce ve kimsesizce...Biraz da gizlice...GİTMELİYİM...!Bedenimi hapsetmiş karanlığa tüm hıncımı kusarak…Gecenin canını yakarak, uykusuzluğumun üzerini örterek...Ve sökerek yüreğimdeki "seni"…KAÇMALIYIM...!-Tam da gece yarısına "an" kala...Peşimden paçalarıma yapışan, ellerimi tutan sadece Yalnızlığım olmalı…Güncemin arasında kurumaya yüz tutmuş gül yaprağı ağlamalı ardımdan sadece…Bir de kırık hayallerim...Giderken, kendimden ve senden kaçarken...Birileri görür diye, ürkerek söndürmeliyim güneşi...Gömmeliyim nemli toprağa yıldızları…Düşlerime göz diken kâbusları öldürmeliyim…-Ve gece yarısına "an" kala....GİTMELİYİM...!... Devamı

sanırım olgunlaşıyorum

2009-04-07 15:35:00

SANIRIM OLGUNLAŞIYORUM... Artık eskisi gibi her hafta sonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım.İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun. Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yas faktörü artik bende de var. "Ben demiştim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıştım", sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun.İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. Iyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düsenler kalıyor. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele.Bos geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim.Gerektiğinde "HAYIR" demeyi öğrendim ve bu kelime basta karsındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum.Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayis ve ilgiyi gösteriyorum... Devamı

gözlerine şiirler dökecegim

2009-04-07 15:34:00

Seni bir gün seveceğim Haberin bile olamayacak... Yalnızlığımı resminle paylaşacağım Anlamayacaksın... Gözlerine şiirler dökeceğim Okumayacaksın... Her şey istediğin gibi dostça kalacak Bir gün yollar ayrılırsa Vedasız çıkacağım hayatından Gittiğimi fark etmeyeceksin Dedim ya haberin bile olmayacak Acılarının ortağı mutluluğunun Parçası olacağım etkilenmeyeceksin Belki sende seveceksin O zaman ben olmayacağım yanında Üzüleceksin... Anılarda ara beni yalancı saatlerde Sonbaharda bul beni Seviştiğimiz gecelerde! İstemiyorum... Hayır! Sevme beni yakışmaz Yabancıyız dedik ya bir kere.. Ne aşkımsın sen ne de arkadaşım Sen bir yalan sen bir masal Sen benim en saklı hikayemsin Anlatamadığım... Başlangıcını bilmediğim geleceğini kestiremediğim Sen en hüzünlü kafiyelerimde yaşıyorsun Sen benim en riskli şiirimsin sonunu getiremediğim... Dalınca resimlerine bir tuhaflık sarıyor Anlayamıyorum... Bazen coşuyorum bazen de hissizim sana dair Ne zaman cevap bulur bu soru bilmiyorum Bildiğim seni bir gün seveceğim Farkedemeyceksin... Aylar mevsimler yıllar geçecek Belki unutulacak yüzüm Aldırmayacağım... Ama hep içimde kalacak O en tatlı hüzün... Adı hiç olmayacak sensiz gecelerin Ben bu dizeleri yasarken Sen uyuyor olacaksın Sızlamayacak için... Geceler üşütecek belki de beni Yalnızlık üstüme devrilecek Saatler yokluğunu vuracak Çayımı yudumlarken açacağım penceremi Gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim...Elbet bu kente kış gelecekAylardan ocak üşüyeceğim Sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak Seni bir gün seveceğim Haberin bile olmayacak.... Bilmem nereye kadar gider bu bilinmezlik Bu avuntu sürer mi yıllarca? Yarına bir şey kalmaz belki... Belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş Sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim Ve sokmuyorum seni gecelerime En ... Devamı

üzgünüm sevgi

2009-04-07 15:33:00

Geçenlerde bir sevgi buldum yolda...Aldım onu yerden yavaşça,Çatlamıştı her yeri...Tozlanmış... Yıpranmıştı.Ellerimle dokundum yavaşça...Ürkekçe içine çekildi birdenGülümsedim... Sıcak ve içten, Üstündeki tozları temizledim dikkatle"Acaba?" dedim kendi kendime...Acaba eski haline getirebilir miyim?Dikkatlice çantama yerleştirdim,Artık eve gitmeliydim...Onu görmek, dinlemek... Ona dokunmak istedim delicesine...Eve gidip odama kapandığımda,Oturdum önce çantamın başına.Açmasam daha mı iyi olur acaba?Ya... Ya daha da kırılırsa...Ona dokunmamı istemezseYa da sevmezse beni! Hayır, yine de görmeliyim.Günlerce... Evet, günlerce dinledim OnuBir gece güldüm,Bir gece ağladım yaşadıklarına.Ve... Ondan sonraki her gece sadece ağladım.Üzgünüm sevgi,Yaranı kapatamayacağım kadar kırmışlar seni. Üzgünüm sevgi,Belki ölüm senin için olacakların en güzeli...Üzgünüm sevgi,Parça parça yaşatılamayacak kadar bütünselsin.Ve, üzgünüm sevgi...Çünkü sen,Ya hep güzelsin doyana dek,Ya da bir bilinmeyensin sonsuza dek...... Devamı

DÜŞ YAPRAĞI

2009-04-07 15:31:00

DÜŞ YAPRAĞI Hüzünlü akşam, şehrin üstüne sereserpe uzanmış beyaz salkım saçak bulutlar, arasından düştü düşecek bir aşk duruyor...Bir şehirde ve biliyorum ki şu an kenarında durduğu nefesinden buğulanmış cama içinden geçeni yazmamak için direnirken, bir yıldızın ona uzattığı mektubu sayfa sayfa çevirmeden gözleriyle okuyan biri var.        Geçmişte bekleyip, düşümden geçerken aklımın bir köşesinde konaklayıp içimin bir zerresine katık edip kendini, hasret hasret büyüten. Ele avuca sığmaz arsızlığımın ortasına kurulup, çekip çekiştirip kalbimi aşk kapağından aklımı çelen; yarına ve bana benzeyen. Işığından rengârenk maviler alırken kükreten...Hangi yıl, hangi ay, hangi güne denk geldin bilmem. Bir ayna kırığını alıp elime, hiç görmediğim gözlerine seslendim gözlerimle ilk kez "seni seviyorum" diye. Suskunluğunu içimde duyup, kendime teselli olsun diye fısıldayışımdı "bende"... Suskunluğun, benim haykırışımdı içime.Gel zaman, git zaman derler ya uzun zaman dilimlerine sizin orada ve bizim köyde. Öyle bir süre yani geçmek bilmeyen vakitlerle, ben diyeyim bir gece sen de bir sene hiç yanyana gelmediğimiz, birbirimizi bilmediğimiz, tanımadığımız ve duymadığımız süreye. O yüzdendir, bugün "düş yaprağı" dedim adına. Yarın "düş salıncağı" sonra sonra düşündükçe, özledikçe, büyüttükçe düşümü ve düşkünlüğümü bin bir isimle düşeceğim yoluna.Ama bilsen fanisinden olduğum dünyada biriktirdiğim keşkeleri, sıralayabilsem ve hani dökebilsem içimdeki çirkinlikleri düşümden düşmenden korkuyorum şimdi. Ki en kötüsünü söyleyeli henü... Devamı

rendelenmiş ayrılıklar

2009-04-07 15:30:00

Küçük küçüktü adımları... Her başlangıçta, sonunu geciktirmeyecek kadar kısa. Ellerinin arasına sıkıştırdığı turuncu şekerlemelerin, az sonra başını döndürecek olan etkisinin bilinciyle acele etmiyordu... Nasıl olsa kederin gidişi, gelişinden kısa olacaktı. Yolculuğun duman duman bakışları yerleşecekti kalbinin çatı katına. Tek kapaklı yalnızlığının yerini çoktan ayırtmıştı... Üç kişilik odalarda solunum yetersizliği çeken ömrünün hemen kıyısında bir yaşam sürmekten aldığı acıyla karışık tat, bir zaman sonra yerini tamamıyla acıya bırakmıştı. Kararı kesindi... Elinde kalan tek odayı, toprak kokusuna yakın yere ayırt etmişti...Zaman... Sadece tik tak seslerinin gölgesinde tozlanacak, birkaç ufak titremeye daha ihtiyacı vardı... Sonrası... Sonrası turuncu bir dünyada tunçtan düşler...Her zamanki yerine, kırmızı-siyah yastığının pencereye yakın köşesine bırakıverdi kendini... Dün geceden kalmasını umut ettiği lekelere baktı. Oysa, koca bir ömür geçmişti o lekelerin üzerinden...Portakal kabuklarının sayısız bıçak darbesiyle rendelendiği bir geceydi... Ellerinin arasından sızmıştı damlalar... Turuncu gözyaşları... Tıpkı gecikmeyen ayrılık gibi...O gün bugündür, takvimlerden kaçıra kaçıra taze tutmuştu hayattaki tek anısını... Ama artık geçmişin ağır kokusu, beş altı saniyelik bir göz dalışıyla tazeliğin yerini acımadan almıştı.Akıtacak tek damlasının kalmayışı...Onca yitirilmişliğin ardından, elinde kalan yalnızca bu lekelerdi... İçinde birleşen üç rengin kamaştığı bir ışık hüzmesi, geceye dalan bakışlarını ansızın delivermişti. Rendelenmiş bir ömrün hemen üzerindeydi. Tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi, yine tek kelimeyi doğrultamıyordu dudaklarının arasında. Sıkışıp kalmıştı huzurun aynasına yansıtacağı d&u... Devamı

beni unutma...

2009-04-07 15:29:00

Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma Çünkü ben her gece o saatlerde Seni yaşar ve seni düşünürüm Hayal içinde perişan yürürüm Sen de karanlığın sustuğu yerde Beni unutma... O saatlerde serpilir gülüşün Bir avuç su gibi içime, ey yar Senin de başında o çılgın rüzgar Deli deli esiverirse bir gün Beni unutma Ben ayağımda çarık, elimde asa Senin için şu yollara düşmüşüm Senelerce sonra sana dönüşüm Bir mahşer gününe de rastlasa Beni unutma Devamı