üzgünüm sevgi

2009-04-07 15:33:00

Geçenlerde bir sevgi buldum yolda...Aldım onu yerden yavaşça,Çatlamıştı her yeri...Tozlanmış... Yıpranmıştı.Ellerimle dokundum yavaşça...Ürkekçe içine çekildi birdenGülümsedim... Sıcak ve içten, Üstündeki tozları temizledim dikkatle"Acaba?" dedim kendi kendime...Acaba eski haline getirebilir miyim?Dikkatlice çantama yerleştirdim,Artık eve gitmeliydim...Onu görmek, dinlemek... Ona dokunmak istedim delicesine...Eve gidip odama kapandığımda,Oturdum önce çantamın başına.Açmasam daha mı iyi olur acaba?Ya... Ya daha da kırılırsa...Ona dokunmamı istemezseYa da sevmezse beni! Hayır, yine de görmeliyim.Günlerce... Evet, günlerce dinledim OnuBir gece güldüm,Bir gece ağladım yaşadıklarına.Ve... Ondan sonraki her gece sadece ağladım.Üzgünüm sevgi,Yaranı kapatamayacağım kadar kırmışlar seni. Üzgünüm sevgi,Belki ölüm senin için olacakların en güzeli...Üzgünüm sevgi,Parça parça yaşatılamayacak kadar bütünselsin.Ve, üzgünüm sevgi...Çünkü sen,Ya hep güzelsin doyana dek,Ya da bir bilinmeyensin sonsuza dek...... Devamı

DÜŞ YAPRAĞI

2009-04-07 15:31:00

DÜŞ YAPRAĞI Hüzünlü akşam, şehrin üstüne sereserpe uzanmış beyaz salkım saçak bulutlar, arasından düştü düşecek bir aşk duruyor...Bir şehirde ve biliyorum ki şu an kenarında durduğu nefesinden buğulanmış cama içinden geçeni yazmamak için direnirken, bir yıldızın ona uzattığı mektubu sayfa sayfa çevirmeden gözleriyle okuyan biri var.        Geçmişte bekleyip, düşümden geçerken aklımın bir köşesinde konaklayıp içimin bir zerresine katık edip kendini, hasret hasret büyüten. Ele avuca sığmaz arsızlığımın ortasına kurulup, çekip çekiştirip kalbimi aşk kapağından aklımı çelen; yarına ve bana benzeyen. Işığından rengârenk maviler alırken kükreten...Hangi yıl, hangi ay, hangi güne denk geldin bilmem. Bir ayna kırığını alıp elime, hiç görmediğim gözlerine seslendim gözlerimle ilk kez "seni seviyorum" diye. Suskunluğunu içimde duyup, kendime teselli olsun diye fısıldayışımdı "bende"... Suskunluğun, benim haykırışımdı içime.Gel zaman, git zaman derler ya uzun zaman dilimlerine sizin orada ve bizim köyde. Öyle bir süre yani geçmek bilmeyen vakitlerle, ben diyeyim bir gece sen de bir sene hiç yanyana gelmediğimiz, birbirimizi bilmediğimiz, tanımadığımız ve duymadığımız süreye. O yüzdendir, bugün "düş yaprağı" dedim adına. Yarın "düş salıncağı" sonra sonra düşündükçe, özledikçe, büyüttükçe düşümü ve düşkünlüğümü bin bir isimle düşeceğim yoluna.Ama bilsen fanisinden olduğum dünyada biriktirdiğim keşkeleri, sıralayabilsem ve hani dökebilsem içimdeki çirkinlikleri düşümden düşmenden korkuyorum şimdi. Ki en kötüsünü söyleyeli henü... Devamı

yarınlar hep güzel olacak

2008-06-15 00:17:00

 Yarınlar Hep Güzel OlacaktırGeldiğin yer,gelişin belli,yaşayışın, sevdan, aşkların,gülüşün, gözyaşın,ölüşün, gidişin belli.Bir yanda;gri renkli acılar,simsiyah haykırışlar,hayatı zindan eden alışkanlıklar,başkaldıran tutkular.Bir yanda;berrak akmaya çalışan su,günışığı,gökkuşağına bürünmüş mutluluk vesen insanoğluyalnızlığınla randevulaşan.Sığmaz için içine gün gelir, gün geliralıp başını dönmek istersinnar ağaçlarının kırmızı rengine,alaca karanlığına akşam vaktinin,gün gelirhaykırırsın mor bulutlara doğru,umutsuzca,binbir telaş içinde.Beyhude feryatların,sen bir yandahayat bir yanda.Mutluluğun ta içindeymiş gibisana değecek kadar yakın,bihaber yaşamaktasın halakalmamış takadın.Yalan mı bilmem?Söylenenler,yazılanlar,duyulanlar,yaşananlar gibi olsaydı eğer;"Ya r ı n l a r h e p g ü z e l o l a c a k t ı r d e n i r,p e k i y a b u g ü n l e r,d ü n k ü y a r ı n l a r d e ğ i l m i d i r"der miydi,umudun baharındave bir yasemin çiçeği saflığında,yalnızlığın randevusuna geç kalmışkeşfedilmeyi bekleyenbir şair?... Devamı

benden sevmesini bilmeyenlere gelsin...

2008-06-13 02:46:00

SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... Devamı

aşkımı herkes bilsin

2008-06-08 17:01:00

Aşkımı Herkez BilsinSevgi Aşk Hikayeleri Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki, sen çiğ tanesi kadar saf ve ne olduğunu asla anlayamadığım yanımdın benim ve denize düşüp de ıslanmaktan korkutan bir savaştın yüreğimde...  Özlemini her gece koynumda hissettiğim ve hiçbir zaman seni sevmekten vazgeçmediğim için özeldin. Sonra gözlerle yüzüme baktığında ya da her kavga edişimizde fırtınalar kopardı yüreğimde, sen hiç bilmezdin. Benim susuşum senin kaçışını desteklerdi belki de. Belki de gerçekten söyleyemediğim sözlerle doldu kalbim ve sen her seferinde gün batışını anımsattın bana, onun kadar güzel onun kadar huzur verici. Aslında hem onun kadar uzaktın bana hem de yakınımda hissettim seni, uzanıp tutacak kadar yakınımda. Uzaktan sevmeyi hiç sevmiyordum ama uzaktan sevmek zorundayım. Kimse bilmemeliydi seni sevdiğimi , sonra kopup giderdin benden, arkadaş bile kalmazdın bilirdim. Bir sevdiğin vardı konuşurlarken duymuştum. Sonrada sen anlattın bana sevgilini. Hiç görmediğim birinden nefret ettim onu sevdiğin için. Ve sonra dayanamaz oldu gönlüm bu ağırlığa. Seni görmekten acımaya kanamaya başladı. Tükeniş başladı benim için ömrümün baharında. Çok tatlıydın o gülen koskoca gözlerinle rüyalarımda gördüm seni. Kumsalda dolaştığımızı, ay ışığında dans ettiğimizi gördüm ve her gerçeğe dönüşümde hayaller biraz daha uzaklaşmaya başladı benden. Artık biliyordum seni benden ayıracak hiçbir şey kalmamıştı. Yüreğimden seni söküp atacak hiçbir güç bulamadım. Bir sonbahardı hatırlıyorum. Sararmış yapraklar caddelerde telaşlı insanlarla doluydu ve ben ilk kez hatırlıyordum yaşamanın ne demek olduğunu. Kuşların öttüğünü fark ettim ve denizin mavi olduğunu ve dünyanın senin etrafın altında dönmediğini. Hala seni seviyorum, hala seni görüşümde yüreğim kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorum. Ama artık biliyorum aşk tek kişilikte yaşanabilir ve zaten sen bunu anladığım günden beri daha yakınsın bana. Belki de beklediğim buydu güvenmemdi kend... Devamı

sen beni hiç sevmedinki

2008-06-08 16:55:00

Sen beni hiç sevmedin ki, lanetlenmiş bir hastalığı saklar gibi seni içimde saklamamı, gözlerinin benim için büyülü bir hapishane olmasını, göz kapaklarımın içine resmini çizmemi, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, hiç bitmeyen bir kitap gibi sürekli seni okumamı, duygu yüklü bir bulut olarak içimde dolaşmayı, seni her şeyinle sevmemi, sevdin. Yaptığım her şeyi bırakıp kirpiklerini seyretmemi, gördüğüm her şeyi herkesi sana benzetmemi, cennetten gelmiş olmayı ve sürekli bir ay parçasına benzetilmeyi, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, bir bakış bir simge bir duruş olmayı, güzelliğini anlatırken sözlerin yetersiz kalmasını, İstanbul gibi kadın olmayı, sevdin. İlk okunduğunda su gibi ezberlenen ve bir daha asla akıldan çıkmayan şiir olmayı, hayallerini yüksek sesle kurmayı ve onların anında gerçekleşmesini, sevdin. Seni sevmek için gözlerinin büyülü sessizliğinde seni beklememi, hayatta tanıdığın bütün kadınların toplamı olmayı, yeryüzünde daha önce hiç kurulmamış cümlelerle sana aşkımı anlatmamı, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, bir sabah kulağına şiirler fısıldayarak seni uyandırmak istememi, seni ilk gördüğüm andan beri kendimi bir ölü gibi hissetmemi sevdin. Hayal dünyamın hayal kahramanı olmayı, üç kişilik cehennem bir masada, üç kişilik bir aşk yaşamayı, her fal öncesi tuttuğum dilek olmayı, sevdin. Hayatımın tek gülümseyen yüzü olmayı, sana sanat eseri gibi özenle yaklaşmamı, ufak bir gülüşüne kalbimi ipotek vermemi, sevdim. Sen beni hiç sevmedin ki, sen gidince İstanbul'un yalnızlaşmasını, yokluğunda büyümemi, yokluğuna alışamamayı, zamanları mesafeleri aşan bir sevgiyle sana bağlanmamı, içimi titretmeyi, sevdin. Kaç kere terk etsek de birbirimizi, aradığımız her şeyi yine birbirimizde bulmayı, güzelliğinden gözümü alamamayı anlatamamayı, giderken bıraktığın gölgene aşık olmamı sevdim. Sen beni hiç sevmedin ki, uzun hasretin, bitmeyen eksilmeyen bir sevdanın mektubunu yazmamı, çengelli bir iğne gibi seni kalbimde taşımayı, sen yokken sana çiçekler alm... Devamı

üç vakit...üç hece...üç taş

2008-06-08 16:49:00

alcının anlattığı kadar cümle kurabiliyorum karşında. Hep aynı şeyler… Küle dönme zamanı üç vakte kadar… Zamanı parçalar halinde önüne seriyorum. Bütünlüğü yakalamak mümkün değil, olmadı, olmasını diliyorum. Hayırsızlığımı hatırlatıyor kahvenin telvesi… Kara üstüne karalar bağlıyorum, kararsızca… Acabadan kümelenmiş yüreğimin kabarması… İki parmağımla tutunduğum kahve fincanı, çaresizliğimi savunur zararsızca… Firari gecelerimde ay ışığına ortak olan fikrimin penceresi, susuzluğumu fısıldar kulağıma. Fincanımın ters-düz edilmiş halinden kaçamak sabahlar biriktiririm. Uçurumlar konar göz bebeklerime, uzaklığımı tırmanırım, parmaklarım kırmızıya bulaşır, toprağa ve taşa yeminlerim ulaşır. İnfaza yakın bu halim okunur kahvenin telvesinde, bendeki ne varsa ve ne olmamışsa tüter buram buram… İki parmağımla tutunduğum sigara dumanı, hasretimi heceler, du-ra-mam… Ruhumun kayıt bilmezliğinden hovarda zamanlarımı kovalıyorum. Dudağımın kenarından yorgun sular süzülüyor, elimin tersiyle siliyorum. Fiyakası askıya alınmış acılarımı kullanıyor beli hayata bağlanmış hayatın kuklası… Ne yazık! Onu da yazıyorum. Gölgesi gölgeme vurmuş yaratılanlardan öğrenirim sevmeyi, gülüşüme perde olan hüzünleri tanırım, her zamanda… Her meclis duygularımın pazar yeri. Düşüncemi satarım köşesi belli olmayan dilenciye... İmdat dilendiğim anımda, yanımda ne pazaryeri ne köşesi belli olmayan dilenci… Ne acı! Bunu da yazıyorum… İki parmağımla tutunduğum kalem, huzurumu döküyor eteklerime, taş(lan)ıyorum… ... Devamı

sevmeyi bilmeli insan

2008-06-08 16:40:00

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti. Şoför: Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi. Kadın 32yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti. Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu. Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime diye. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı: Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakâr koca. Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti. Aksam karısına Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi. Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı. Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu. Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne ... Devamı

dokunma gözyaşlarıma

2008-06-08 15:51:00

dokunma gözyaşlarıma                                      Silmek istemiyorum. Giderken, ardından senli izler kalsın soluk benzimde… Dudaklarıma değsin göz yaşlarım hiç durmasın, teninin tuzu gibi yaksın…yaktıkça seni içeyim… Akıyorsun ruhumun acıyan yanından… Hani canıma candın, ahlar çekerdik hep karşılıklı sözlerimizde, bakarken birbirimize vuslatı içerdi gözlerimiz hasretle… Seni şimdiden çok özledim biliyor musun? Neden eziyet eder sevenler birbirlerine anlamam ki manasız sebeplerden… Asalak, aç ruhlar dolaşırken etrafta, ben çelikten zırhımı kuşanan asker edasıyla yürürüm yolumda, sen bilmezsin... ‘‘Sevmek yürek ister’’ demiştin. Yüreğimi sana vermişken şimdi nasıl severim seni, bende olmayan yürekle.İstemiyorum, sende kalsın ki seni ne kadar özlediğimi, ne kadar sevdiğimi söylesin anbean…Senli düşünceleri doldurup cebime sokaklarda dolaştım avare, biçare… bir kedi ve köpek çıktı aniden karşıma, ilk defa korktum köpekten, oysa korkmazdım, fark etmeden ne çok sen olmuşum meğerse… Senden sonra, kahve içmeyi unuttum tıpkı hüzünlerim gibi…Bilirsin şekeri hiç sevmem ama senin için çayıma iki şeker attım bugün. Yudumlarken gözümden bir damla düştü de tadına zehir karıştı aşkımın, oysa çayı da pek sevmezdim ya seninle aaafine varmıştım içmenin… Şimdi vazgeçilmezim oldu tıpkı sen gibi… Gün boyunca hep kuytulara gizlendim, gizledim hayattan kendimi… (Güneş ve gece; birbirine kavuşamaz, hiçbir kitap yazmaz bunu.) Sen güneştin, bense geceyken gündüze dönmüştüm. Şimdi sevginle (son tanem) kendime dönüyorum, yakan ayazlarıma… Karanlığıma… Uyanırsan vakitsiz, yakma ışıkları, seyret, yıldızlarca ve sessizce öpeceğim, saracağım bedenini taki güneş doğana kadar…... Devamı

merhaba yine ben aşk

2008-06-08 15:49:00

Hani en son geldiğimde senden çok şey götüren, sende çok derin yaralar bırakan, ama o yüce olgunluğumdan sana aşılayan ben geldim. Kovma beni! Bana sahip çık, gerçi hoş ne yaparsan yap ben yine de senin ruhuna bürüneceğim, senin yüreğinle besleneceğim. Ne yapayım elimde değil ben de tanrı kulu sayılırım. Yaratılışımdan ötürü bunu yapmak zorundayım. Yaşamam için güzel ve görkemli görünüp tatlı duygular aşılamam için senin yüreğini tatmam gerek. Yoksa AŞK diye bir varlık artık yok olur, yok olmamam lazım. Bahar gibi güzelim, bahar gibi tazeyim her gelişimde. Bu yüzdendir gelmek için hep baharı, gitmek için Kasım`ı seçişim. Sen beni doyurdun, başka kalplere uğramam, başka ruhlara bürünmem lazım, İŞTE BU YÜZDENDİR GİDİŞİM! Ama gidişime üzülme! Çünkü aslında ben giderken sana çok miras bırakıyorum. Sana yüce olgunluğumdan bırakıyorum. Olgunluk nedir? Diye sorma sakın. Çünkü bir insan olgun oldukça öğrenir yaşamayı elindekilere değer vermeyi! Umud etmeyi öğrenir insan olgunlaştıkça. Ve aşka değer vermeyi! Unutma gitmeyi ben seçmedim! Beni yıpratan GİDİŞİMİ HAZIRLAYAN SEN OLDUN HER SEFERİNDE. Benim değerimi bilmedin, bana kötü davrandın. İşte bu çark bu yüzden böyle dönmeye başladı. Benim diriliğimi yitirmemem için hep güzel büyülü kalabilmem için bana nazik davranman gerekiyor, incitmemen, beni zehirlememen gerekiyor. Yoksa diğer insanlara nasıl aşılarım kendimi? Nasıl paha biçilmez anlar yaşatırım? Yoksa bana aşıladığın zehirden aşılarım ben de diğer insanlara. Benim saf kalmam gerekiyor. Bu kez sana sevmeyi öğreteceğim yani umarım bunu başarabileceğim. Eğer bu kez de beni incitir, zehirlersen, tekrar gitmem gerekecek. Ve bu gelgitlerim senin değer vermeyi öğrendiğin an`a dek devam edecek. Yorma beni kendini de! Çünkü ben bilmiyor muyum her gidişimde bıraktığım yaranın daha da derinleşip kapanmayacak, yok olmayacak izler bıraktığını? Bana inancını yitirmeye başladığını? Unutma sen bana ulaşamazsın ancak ben gelip seni bulurum bir o kadar da firariyim ben! Bu yü... Devamı